29.04.2009





hiçbir imla denetimine maruz kalmadan yazılmıştır, yazıldıktan sonra okunup, gözden dahi geçirilmeden; yayınlanmıştır, her hakkı mühürlü sandıklarla taşınıp, mağaralara gömülmüştür okuyucu, ben de öperim ciğerlerinden... artık ne anlarsan, top sende... (:



öldürseler bir daha numara koymayacağım başına,



evet bildiğin gibi halen daha ısrarla L.Cohen dinliyorum benden de sincerly bebeğim. Hani saçımın bir kısmını vermek istiyorum şiddetle, yahut arıza yapıyorum; olsun baharın gelişinden olsa gerek diyoruz ve ekliyoruz; her bahar ölmek ve dirilmek arası yüz km.


Neyse bilemeyeceğimiz şeyler oluyor etrafımızda, bizler (ben ve ben) kendi halimizde musukiye takılmış, kelebek kovalıyormuşcasına huzur içindeyiz, kovaladığımız şeyin ömrünün uzun olmaması tek tesellimiz, yoksa battık, hani neden bu kadar kısa ömür, ay inan ben de bilmiyorum, anlatmak isteyip de anlatılamayanlar, zamanı beklenen onca şeyler, dahası, dahası endişelendiricidir değil mi bebeğim? Ben de öyle düşünmüştüm, bak hala yanıt yok.


Bu bahar mı ölmek isterdiniz yoksa diğer bahara mı alalım sıranızı, her bahar ölsem, dirilmeyi bilebiliyorum nasılsa; kilo almışım ya şimdi ben, fotolarda görünce fark etmiş olmam da ayrı bir tuhaflık, hahaha. Ölümüne açım, hahah.


Neyse bak Cohen gelmezsen bu yaz da, Cemil Topuzlu nun önünden gelene kadar kalkmayacağım, ölmeden bi göreyim ya, üf.


Kitap okuyamıyorum, daha doğrusu okuyorum da, kaç sayfa ne okumuşum boşa okumuşum, yazana yazık diyorum, gene okuyorum, o kadar tuhaf bahar esintisi, ağaçtaki erikleri ilk çıktıklarında bitirdiğimden, şimdi komşunun bahçesindeki büyümüş eriklere dalmak istiyorum. Sürekli erik verebilen ağaç da yapmadı bu hayvan bilim adamları, genlerle oyna dur, adam bi ağaç yapar, sürekli erik verir, kiraz verir, kayısı verir hatta karpuz ağacı da olur, böyle küçük küçük; ağaçtan karpuz toplamak negzel olur, ben hiç kabuklarını soymadan yerim onları, hayatımı kolaylaştıramadığın sürece şüphe ederim biliminden de adamlığından da, duydun mu? Yok yapamıyourm diyorsan, genleriyle de oynama hiçbir şeyin, senin zevkine göre sebze, meyve yemek zorunda değiliz. Pis bilim adamları.


İşler, güçler; sürekli düşünülenler, düşündükçe düşündürten, ağır tahribatlı musukiler, üfff. Tam bahar şenliği yaşıyor hücrelerim, yahut Marla Singer gibi sürekli nikotin devinimi damarlarımda yahut nebleyim işte saçımdan biraz kestim, sana göndermek istiyorum. Sincerly A.Ünsal


hehehe.

28.04.2009

189




.

Bana yeniden Cohen dinletmeyi başaran bu insana, yüreğimizden geçen en güzel düşlerimizi armağan ediyoruz. Kafamızı karıştırıyor olmasına da, şimdilik aldırış etmiyor gibi görünüyoruz; lakin içimizde yaşanan devinimlerden muaf tutuluyor muyduk, onu bilemiyoruz.



Biz bunları yazarken, sanırım o çoktan vaz geçti bizden...



Güzüm ü çok seviyoruz, sarıp, sarmalamak o naif telaşına kapılmak istiyoruz; Hülya'yı seviyordum zaten, şimdi daha da çok sevdim ve kendimi de çok tebrikledim, böyle güzel insanlara ulaştırdığı için sana şükür, oldu mu? Özlem var bi de, kendisi çok sevdiğim bi jelibon gibi; sanki sıkıp, sıkıp yemek istiyorum. O kadar da arızalı tepkilerim var, sevdiklerime....



Cohen'i kapıyoruz, usulca; uzun zamandır dinlemeyi unutmuş olduğumuz Shivaree nin cüretkar sesine kendimizi bırakıyoruz. iyi geliyor. Ya da geldiğini sanıp, gülümsüyoruz ciğerlerimize. Sevince ciğeriyle seven adam var mıdır. Varsa bile, bundan bize ne ki...


Neyse ki, insan bir yerde kendisi belirliyor hız sınırını, hani bilmediğin pek çok galakside hız sınırı olmaması da şa'ane bir şey bilogum. Üf, neyse;içimden yazmak gelmişti, şimdi bir şey istemiyor.



Sana da hep böyle hallerim denk geliyor ya, inan ben yapmıyorum.



.







19.04.2009

188

Yorgunum, yüreğim pistonlu buhar makinesi gibi salınmakta, biraz gürültülü lakin nostaljiden dem vura, vura...

17.04.2009

187




yıldız



Asua için yeni bir header aşamasına girmiş bulunmaktayım sanırım. Dizlerimde çim izi olsun istiyorum. Gözümü kestirdiğim taşsız bir ot yumağına gözlerimi kapatıp, kendimi bırakasım var, gerçi birisi bunu deniz için söylemişti, sırt üstü deniz üzerinde, kulağında ki boğuk uğultuyla, dünya da tek başınaymışsın gibi tuzun keyfine dalmak.


bak bu kadın topuklu ayakkabısıyla canını yakıyormuş gibi şarkı mırıldanıyor, sanki dudaklarını büzüp söylüyor, kışkırtıcı bir hatun kendisi; alkışlıyoruz. çabaları boşuna değil kimsenin ihi.


Lesfemden arkadaş bugün bana şa'ane bir ses gönderecek; bunu çok istediğini söyledi, nasıl mutlandım, solungaçlandım; anlatamam bilog.

Cidden kadını dinlerken bende uyandırdığı hisse bak bilog; sweet love derken yerde uzanmış adamı, beyaz topuklu ayakkabısının ucuyla hırpalıyor gibi; ihi. Nasıl güzel söylüyor ve blues esintileriyle yapılan işkencenin hazzı bu olsa gerek. Blues dinlemelisin bilog, adamı adam eder de; dinlemeyi bilmeyenler için adam olduklarını sanmalarını sağlar, sen de eğlenirsin; ne şa'anedir bu blues denen esinti.



"Papatyalardan başıma taç yaparsın değil mi *.* "dedim;" seni taç yaparım, başıma" dedi. "Hayır" dedim, "papatyalardan taç yapacaksın, senin başına taç olmaktansa, ölmeyi yeğlerim my lord!"

Tırnak içleri bizim olsun, gerisi bütün insanlığın bebek.






.



16.04.2009

186

.





Diyorum sana kadın sevgilisiyle şakalaşır gibi şarkı mırıldanıyor. Dudup dum dım. Ay şa'ane! İş yerinde işi bilemeyen öküzler varsa, bir üst mevkiden yardım istersin, hani önceden öyleydi; ama şimdi cilalı taş döneminden kalma bir takım el ve kol işaretleri ve ses çıkarma teknikleriyle iş yaptırmaya çalışıyoruz. İnsan iyi ya da kötü hiç düzeni bozulsun istemiyor, insan evladı alıştığı şeyin dışına çıktığında ödemesi gereken bedellerin hep farkında ve insan ki kötü olduğunu da bilse hep alıştığı şekilde gitsin istiyor. Ve insan ne yazık ki böyle aciz bir yaratık. Ve tanrı insanı yaratmış ya, ne pişmandır değil mi bilog! Tanrının herkesi yaratıp da, kendi haline bırakması insanlığı ne ayıp, sonra insanın insana yaptığını ondan düzeltsin bekle dur, olmadıysa da hayırlısı değilmiş deyip, makul kaderin kollarında usul usul bekliyorsun. Bu kadar boş bırakmamak gerek, tamam tekerliği bulduk da kuş mu kondurduk, kardeşim. Bir el atıver be!



Züğ ilen dün konuşurken dediği şuydu, esasen hemen hemen şuydu “Asupam, aşkın geçti de kendine geldin, omzunun üstü yeniden çalışmaya başladı, negzel oldu bak” Hehe! Cidden, hani bir insan evladının olması gereken bütün salaklık hallerimle bırakmışlığım kollarında kalakalıyoruz, sonrasında ayılıp da geri dönüşüm kutusuna tıklayıp eski halimize dönmemiz neyse ki uzun bir zamanımızı almıyor. Çalışmayan aklımı sevmiyorum, hahahah. Bu kadar kanı nereye pompalıyorsun be kardeşim, beyin hücrelerimizin bu ılık meltem havasında yaşadığı tatili yanlarına kar bırakıyoruz ve bilinç akışına salıveriyoruz kendimizi. Korku tüneline girmişim gibi, hayat sen nelere komiser Murat sın, müstahakkınla yaşa e mi!



Reaksiyon gösteren her hücremize saygıyla eğiliyoruz ve oksitleniyoruz sanırım. R2D2 elektrik süpürgem olsa bütün mahalleyi süpürürdüm.







15.04.2009

185




-


şu beygir kafalı louis e tutulacak ne vardı diyorum. Öyle deme diyor. güldürüyor beni öyle bir adamın Fransızca konuşabiliyor olması. Cidden Louis in kafası o kadar büyük ki, avatarına sığmıyor. Ne yapsak olmadı. Yine de böyle de seviyorum diyor, vaz geçmiyor.




Star Trek in down işini yarıda kesemediğimden nezman ineceğinden şüpheli ona bakıyordum ki, uyarı geldi ve nihayetinde aramızda sağladığımız son bağı da bitirmiş olduk. Mutlu muyuz, bilmem ki; mutlu olmanın en güzel yollarını biliyorum. O yüzden bu en gereksiz soru kalıbı halini alıyor. Ve usulca remove it. İhi.



Sen de bilir misin; ince sesli bir kadın, şarkının içinde öne geriye lala lalala laaaa diye salınırsa, sahneye ne çok yakışır. Bir yağmur damlasının en çok gül yaprağına yakışmasından farksız bu durum benim için, sonrasında sana V. diye seslenmek istiyorum. En olmadık yerlerde beni kurtarabilecek adamın sen olduğunu bilmemin yanında, bu tür şeylerin bu dünya dediğimiz soğuk elipsin içerisinde de olmayacağını bildiğimizden kelli; secdeye düşüyor mu kafan, sana böyle bir hayal kurabilme kapasitesi verdiği için, neyse ki zeka pırıltıları sarıyor her yanımızı; o kadın, o güzel sesine ve soluğuna aldırmadan dıdıdm dıdup dım diyor; şakalaşıyor gibi şarkı söyleyen kadınlara imreniyorum, ama benim gibi bir ucube hayalperest olabilmek için bile Batı Karadeniz de ki bütün ekmek fırınlarını dolaşmaları gerekecek. heheh. Ne komiktir bu bilinç akışı
biliyorsun değil mi?



Hayatımın bir döneminde Büyük Atlas tan çıkarılmasını talep edeceğim yerler olacak, çıkarılmazlarsa keyifleri bilecek, hepsini cezalandıracağım, oraları yeşillendirip, sirk, panayır, lunapark, festival nebleyim takla atabileceğimiz yerler haline getirmek istiyorum. Dünya için daha yararlı olacak. Bunun için savaşmalısın Knight Rider... Tek umudumuz sensin. Deli olup aynı zamanda paralı biri olmak yer yüzü için en şahane durum güncellemelerimden biri... Çok paran varsa, istediğin kadar delirebiliyorsun. Bu akşam ki şans topu bana çıkarsa yer yüzünden iki kişinin takvimi silinecek ve zaman hep Pazar ı gösterecek. Bunun içinse emekli olmayı bekleme fikri ise hayatın realitesi cicim. Büğ.




.


184




.


çok sabırsız bir insanım bilog, sen de bilirsin. Çok üşüdüğün zaman sıcak bir çorba gibisi yok diyorsan, çok çişin geldiğinde de işemek için aynı şeyleri söylemiş olabileceğimi düşündüm. İnsan cidden tuhaf; sabırsızım ya! Ne olacaksa bir an önce olsun, bitsin isterim. Hatta geçen gün yaşamaktan bile o kadar sıkıldım ki, birden o kadar uzun geldi ki her şey; şunun sonuna gelebilsek bir an önce dedim. Ne olacaksa olsa artık. Bu sabır işi için, Uzakdoğu ya gitmeyi düşünüyorum. Fayda etmeyeceğini bilsem de, gitmek fikri en güzel fikirlerimin en başında gelir.



Tuhaf işte. Tuhaf olmayanı da her şeyin geçebiliyor olması, bu o kadar olağan ki; o kadar kendiliğinden, bir bitki olsam baharı beklemekten sıkılabilirdim mesela. Başladığım bir kitabı en fazla iki günde bitirmemin de nedeni bu olsa gerek, sadece araba kullanmaktan sıkılmadığımı fark ettim. Araba kullanmak kısmını hafif değiştirip, bir film sahnesindeymişcesine kaçıyormuşsun hissiyle büründürüp, o hisle kullandığında hayat bundan daha çekilir olabiliyor.


Masa lambam çokzel ya :)(:


Şimdi Azeri lere ait bir efsane okuyorum, isimler o kadar tuhaf ki, hepsine ayrı bir isim verdim. Kötü adam nedense hep sen oluyorsun, ihi. Asude sultan da ben oluyorum, gözleri de badem gibiymiş heheh. Gerisi de figuranlar tabi anne, baba onları da yerleştiriyoruz. Uluğ Bey i babam yapıyorum zira kendisi bu kadar astroloji bilimiyle de ilgili değil ama olsa fena mı olur. Neyse işte bilog, mit dediğin böyle olur.



Takvimin en güzel yerini çarpıladım sana, gelmezsen alacağın olsun diyorum. Ay ben çok uyduruyorum. Hayatı bu kadar gerçekçi yaşamak zorunda kalanlar için söylüyor Semiramis Pekkan ablamız, bana yalan söylediler...



Neyse bir gün biri bana ne kadar okursa okusun hepsinin görüş açısı aynı derse; ölene kadar susma hakkım bakiydi değil mi diye sorup, kaçarcasına uzaklaşmak istiyorum. Hiç kimsenin, kimseden farkı yokken bile bu çeşnilik ürkütücü olabiliyor. Neyse ki Peter sen ve diğer güzel düşünen insanlar var. The Dreamers i izle muhakkak , Velentina için mumları yak, öyle bir adam olsa, ah olsa... Nedense platonik aşk iyi bir şey ve tek kişilik olmasının yanında bağlanabileceğin adamları filmlerden seçebiliyor olmanda sana sunulmuş en güzel imkan.



Cihan Bey nerelerdesiniz? Müdüriyete geliniz.


Sisli bir gecede Marla Singer olmazsam, bir daha buralara gelmem üstad. Şaka len şaka; hep buradayım.


Öpeirm cicim.



.

14.04.2009

183 e geçtim...




.


Nisan ayı gireli epey oluyor lakin bir çizik yok asua da. İçimden yazmak gelmiyordu, esasende yazmak için elim gitse de, başka eksiklikler vardı, yazmadım işte.


Esasen üzgün müyüm, değilim. Hani kafa boşaltıcı filmleri yarıda bırakıp da, ertesi gün kaldığın yerden başlayabilmek gibi... Bir daha izlesen, izlemesen çok fazla şey değişmeyeceğini bilmek gibi.


İnsan kendine yahut bir diğerine kızmayı bıraktıktan sonra büyüyor sanırım derdim. Halen diyorum. İhi. Düşünmemek en güzeli, yaşanılan her şeyin mutlaka olacağına varması da hayat debini derinleştirmekten başka hiçbir işine yaramaması da gereksiz bir kaç bilgi dışında, planlı, programlı yaşayan insanlara yaraşır hareketlerden.


Böyle olmasına üzülüyor gibiydim ama üzülmediğimi anladım, aksine şa'ane, yine kendime kalan zamanları tasarruflu kullanıyorum, çok üzerine eğilmeden, düşünmeden, az hasarla geçiyor günler. Komik olanıysa biten bitti de, star trek inemedi halen ya! Hahah. Bürokratik uzaylılarımız torrentten düşemiyor D ye... neyse, hediye gelen masa lambamı görmen lazım, sanırısın ki yabancı bir ülkenin kütüphanesindeyim, şşşt! Sessiz ol, diyor; kütüphane bekçisi, gece yarısı olmadan beni yiyecek. Nelere kadir şinassın Stephen King; hastasıyız halaaaa.


Öperim yanaklarından kuzum, yine geleceğim.





.