31.03.2009

181






...


Akşam ne giyeceğimi hazırlamadıysam; dolabın önünde geçirdiğim kararsız zamanlarım uzuyor, geç kalıyorum, daha da kararsızlaşıyorum, sonra en olmadık şeylerle işe geliyorum. Biraz abartmışım sanırım. İndiana izledim, bu gece Hitchcock izleyeceğim, sonrasında bilmiyorum; zaman geçiyor işte bir şekilde; okumak istediğim kitaplarıma bakıyorum, sanki sırası şimdi değillermiş gibi geliyor, hani yüzünü kurulamak için havluda kuru bir yer bulamamak hissi gibi, tuhaf işte....



Delirircesine Tom Waits dinliyorum, günlük yazmayı unutmamalıyım diyorum, esasen bilerek bırakıyorum. Azılı bir romantiğe dönüşmeden önce huzursuz bir hayatım vardı sanki; sanki her şey boşlukta asılıydı...



Kendimi ne zamandır bu kadar iyi hissetmemiştim aslında; iştahım yok, Özgür de yok, özledim, fotoğraf bilogumda fotoğraflarım da yok, headırlarım da yok, kovuğa da asua ya da heydır yapacağım.



Sonrasında beni güzel bir yolculuk bekliyor olacak, kıvrıla kıvrıla daha önceden geçtiğim yoldan bir kez daha geçeceğim; sonrasında biraz huzur, biraz salata, biraz şarap, biraz müzik, çokca biz...


Keyifli işte, dahası yahut sonrası olmadan, tadını çıkarıyorum.




...

23.03.2009

180







Karnım çok ağrıyor, bunun için benim dahi yapabileceğim bir şey yokken, onun hiçbir şey yapamıyor olması neden canımı sıkıyor ki.... Şaka.



Film başlamadan önce oyuncuların adlarını okuyacak tahammülüm olmuyor, ama akıllı yönetmenlerimiz bir yandan filme başlayıp, bir yandan da oyuncuların isimlerini geçiriyorlar ya işte kendilerinin önünde saygıyla eğiliyoruz. Burası çok mühim olmayabilir ama benim için önemli bilog.


Romantik filmlerin sonunda üzücü bir şeyler varsa seyretmiyorum, gel gör ki bir İndiana olsun, bir Star Wars olsun, bir Back to the future olsun, ımm nebleyim Sincity misal, sonra The Million Dollar Hotel olsun seviyoruz sinemayı, The Fall u buldum, iştahla izlemeyi düşlüyorum, önce heyecanlanıyorum, sonra izleyemeyecekmişim gibi saçma duygulara gark oluyorum, sonrasında sevgilimle izleyeceğim için, heyecanımı engelleyebileceğim yönünde kendime telkinler veriyorum, nedense bu heyecanımın sonunda izlemeye değmeyecek bir senaryo, sanat yönetmenliği sezersem; kötü yıkılıyorum. Sifonu çekmeden önce bir kez daha geriye bakmayı düşünmek gibi...


Gerçekçi bir insanın, hayal perest bir insanımsıyı anlaması çok mu zordur?






20.03.2009

179




Şu başlıkları numaralandırma işinden çok sıkıldım bilog, her defasında unutuyorum. Pff.



Alfred Hitchcock filmlerinin hastasıyız değil mi? Adamın hayatından kesitler bulmak çok eğlenceli... Sevdiceğimizle keyifle izlenecek günlere saklıyoruz efendim.



İçim, dışım aynı orantıda sıkılmıyor. Oysa aynı alanı kapsıyor olmamız haksızlık gibi... Dışarısı şa'ane, bahar coşuyor, coşturuyor, sonrasındaysa miskinlik hali sıvıdan gaz hale geçip, bedenime oturuyor.



Bankalardan kredi mesajları geliyor, insanlar sırıtıyor, yalan olduğunu ikimizde bildiğimiz halde yine de yüzüme bakıp, gerçekmiş gibi anlatabiliyor, tepkisiz kalmama şaşırıyor ben hiç şaşırmıyor gibi yapıyorum, başka şeyler düşünüyorum, kuruyorum, kirece bandırılarak yapılan reçellerin ne kadar güzel olduğunu biliyorum.



Ne kadar şanslıyım, diğeri için yapabileceğim hiçbir şey yok.


En güzeli de bu....



18.03.2009

178



.

bırın bırın

nicedir ilk defa dün fotoğraf çektim, hani fotoğraf çekmek dünyanın en güzel işi lakin eskisi gibi saldırgan davranmıyorum fotoğrafa karşı...


Bir hıyar beni lestfemden eklemiş, bloglardan arkadaşım sandım zira tanıdık bir nik fekat gel gör ki bildiğin bir ineğin memelerini sallayarak hıyar tarlasında dolaşmasını andıracak bir kapasiteyle donatılmış, o kadar saf ve o kadar mutlu ki işini yaparken de, hıyar tarlasında ne işi var düşünebilecek akıl vermemiş; ne yapalım buna da şükretmeli insan evladı değil mi?

Heheh. zalak.


Bu coğrafyada bahar çok zor geçiyor bilog, uyanıyorum; yatmak istiyorum. Yorgunluk, soğukluk, tuhaflık, gereksiz neşelilik hali, bir coşku sonrasında üşengeçlik ve sürekli film izleme hali yaratıyor benim bünyemde bahar. Geçecek bakalım bekliyoruz. Polenler uçuşurken Özge nin sürekli burnu kaşınırdı, komik olurdu.. Kendisi şimdi Bodrum da...


Bugün onu aramalıyım.


Hafta sonu Banu, Nazan ve Nilgün üm Foça ya geliyorlar, bende yanlarına zıplıyorum, ateş yakıp, sıcak şarap geceleri düzenleyecekmişiz; vuaa şa'ane dey mi?


Sonrası öyle işte...



.


16.03.2009

177



böyle bir his içimde ;

yerli malı haftası olmuş da, ben de kiwi olmuşum, hafif sulu ve ekşi... hem de italik kiwi...


Neyse; yüzyılın en iyi bilim kurgu filmlerini akşam olmadan masamda istiyorum, zira biz izleyeceğiz onları, sonra da kritik yapacağız bilog. Gerçi seni bu aralar biraz savruk görüyorum bilog; üzerine eğilmek istiyorum.


Unutulmaz film sahneleri kısmına eklemek istediğim şeyler olabilir, kendince hazırlıklı ol; zira bugünlerde erkek sesine yakışan ağır tahribat içerikli musikiler yerine nostaljik film kuşağına geçiş yapıyoruz ki; hayat daha bir neşeli ve daha bir replikli geçiyor.



Vanilyalı bişi içtim, midem bulandı; ekvatordan gelen abuk meyvelerin kurularını da yapmışlar, iğrenç bir tat rab! Elmalı kurabiye yaptım, yemişim mango kurusunu ıyk.



The Thing izleyeceğim yahut Alfred Hitchcock izleyeceğim yahut Planet of the apes olabilir. Çok uzun zamanlar önce izlediğimde vuaa demiştim; şimdi tepkim ne olacak merak içindeyim. Gerçi arada da izlemiştim lakin ozman *tepki engelleyicisi kullanmıştım, o yüzden hiçbir tepki verememek hissiyle kavrulmuştum, bu nasıl bir his sen nereden bileceksin bilog.




* bknz armut olup, dibine düşmek.



Akşama kadar bütün italik bilim kurguları masamda istiyorum.





176



*


bir yıldız koyuyorum, bu günlerime; ileride bir şeyler olduğunda hatırlat diye bilogum.


Çok yorgunum günlerdir, dinlenemiyorum. Dün de dinlenemeden geçti, umarım bir gün bütün bir günümü evimde geçirebileceğim. Ütopik bir düş gibi...

Geceleri uyuyamadığım yetmiyormuş gibi, bir de kendimce ve sevgilimce Star Wars geceleri düzenliyoruz.

A long time ago in a galaxy far, far a way... Lucas gözlerinden öperim.

Sonrasında hiçbir şey yok. Tuhaf insan ilişkilerinin düzleme yatırdığında ki anlamsız iki noktası, inan bana ne kadar gereksiz insan kalabalığı var, kimileri boşuna nefes alıyor gibi, Kavga değil de Kavgam gibi oldu; neyse ki içimdeki faşisti uyandırmıyorum.


Sonrasında ise bugün Pazar ın ertesine denk gelen hummalı bir iş günü, anlamsız işlere vermek istiyorum kendimi, gerekli gereksiz pek çok konuda fikir sahibi olup, bu edinmiş olduğum fikirlerle sevgili beyfendiciğimin kafasını da şişiriyorum, hehe hiç şikayetçi olmasa da kendisi, ve tanrı Avea kurumsal hattı yarattı... Kafamız ütülenene kadar savaş açtık beyin hücrelerimize...


Bol bol film indiriyorum, mouse kaçıyor yakalıyorum. Sonra yine öyle işte...

bildiğin gibi bilog.

12.03.2009

174


.



Noktası kayıp bir cümlenin metin belgesindeki iğretiliği...




Yaptığım bazı şeylerin sonrasında gereksizliğine gark oluyorum, bu neden ileri geliyor sence anlık coşkularımı dizginleyemememden mi yahut duygularına yenik düşmüş insan evladının verdiği yegane kendine yabancılaşma örneklerine bir yenisi mi?


Bilmiyorum, tek bildiğim yazdığım bir iki şeyi çok gereksiz bulmam hatta oradan kaldırmak istememin daha gereksiz bir anlamsızlıkla son bulmasından uzaklaşmamdan, nasıl bir cümle olduğunu bilmiyorum, inan başa dönüp okumak istemiyorum. Bu gece bu gereksizliğimle idare edeceksin bilog... Fazla lafa gerek yok.


Jazz dinliyorum, odamın sarı ışığı çok sıcak, pass hayal kurmuş, kimseyle konuşmak istemiyorum, kitap okuyamıyorum, çok fazla kalabalığım, seyrelmek istiyorum, oksijen ağartıcı bir konsantreymişim de bir ölçek seyrelmek için kafiymiş gibi bir his işte, ne gereksizlik değil mi*


Kişinin kendini gereksiz hissettiği, bir türlü bir şeylere anlam bulamadığı yüce dakikalar kovalıyoruz; akrep, yelkovan ve ben; banuplem passanımcıımın alnından çok feci öpecek sanırım, bende ikisini ısırmak istiyorum, demek istediklerim, diyeceklerimin teminatı olabilir mi? Bilinç akışı tüneline giriyoruz, farlarınızı yakınız.


Düşündüğüm her şey anlamını yitiriyor, umarım yarın hepsi yerli yerinde uyanırım. Anlamlar kaybolduğunda her şey gereksizleşiyor, hatta üç nokta... Burasına sen de yardımcı ol okuyucu.

Pff.


Şimdi Latika nın yanağında ki çizikten öperken, her şey geriye sardı; işte bu tarz şeylerin sadece filmlerde olduğunu hepimiz biliyoruz değil mi? Bilmeyen bir adım öne pilisssss!



Şimdi dağılın, zira bende dağılıyorum.



İtalik imla bozukluğu varsa alıcılarınızın ayarıyla oynamayınız, anlamsız satırlar; hatta okumayın da



.


173




Sabah yaptığım makyajdan eser kalmamış olması lakin hafif bir pırıltının halen daha yansımasını seviyorum sanırım. Geceden makyaj yapıp yatsam, sabah pırıl pırıl uyanabilir yahut maden işçisi gibi uyanabilirim, herkes prenses olarak uyanacak değil ya ancak maden işçisi gibi uyanırım; elim yüzüm kara, yastığım kara, her yer kara ihi.


Çok yoğunlaştı işler, canım iş yapmak istemiyor, tuhaf rüyalar gördüm, tübitak denen kurumun kapısına Darwin maskotlu anahtarlık yaptırıyordum, ne tuhaf değil mi? Yok, onların ki daha tuhaf bana ne...


Şu Derin Esmer şarkı söylemeye başladığında herkes sussun istiyorum, etraf kararsın, disko topu dönmeye başlasın, ben salınayım, mırıldanıyım, disko topundan yansıyan ışıklar saat yönünde dönerken ben aksine döneyim, sonra başım dösün, dünya dönsün, herkes aynı anda dönsün, uydumuz da buna dahil.


Mişka doğum yapıyordu dün, Banum u arayamadım; Cumartesi günü Özge nişanlanıyor, heyecanlanıyorum; hep güzel şeyler olsun istiyorum; düşünce gücümle her şeyi kontrol edebiliyorum, kimseye söyleme bilog aramızda sır.


Sonra öyle işte, şimdi toplantıya katılacağım, sabahtan beri hesap, kitap canım sıkılıyor, şimdi evde olsam ohh ne güzel yatardım. Slumdog Millionaire şiddetle tavsiye ediyorum, Oskar almasa daha güzel olacaktı bence, Oskar alan filmler için çok şa'ane fikirlerim oluşmuyor genelde, kıyıda köşede kalmış filmlere bakışları, sistemi sorgulayan filmlere karşı politikaları çok aşikar lakin bu film tam underground bence, izleyin efem... Hani her Hint filminde dans edilir ya, ki ben o kısımları hiç sevmem ama onu bile izledim. Her Hintli bir arada olduğunda dans eder, biz de halay çekeriz heralde... Nebleyim. Musikilerini inceleyecektim, unutturma bana bilog.


Öperim şekerim, toplantıdayım.



10.03.2009

172

,

Çünkü mutluyum, yazmak istemeyecek kadar mutlu...


Ne zaman olduğunu bilmiyorum, yahut ne kadar, kaç zaman geçti üzerinden, kaç konuşma, hiçbir şey bilmiyorum, bilmek dahi istemiyorum.


Çünkü her yazının sonunda, en başına dönmeyi seviyorum,
dedim ya çok mutluyum.


.

2.03.2009

171





...

Bugün Pazartesi diye sanırım böyle oluyor. Pazartesi ye yakışan bir yoğunluk var. Sonrasında çok yoğundum, gelen giden bitmedi, bitmedi. Kafam karman, çorman oldu; Nazan lar belki bu hafta sonu Foça ya geliriz dediler, ay dedim öbür hafta sonu gelin n olur, n olur. Ozman ben de müsayit olabilirim. Bu hafta sonu çok mühim işlerim var. Sanırım öyle de mühim ve şa ane olacak.



Neyse, biz şimdilik çok heyecanlıyız, hatta ruhumuza panayır kurulmuş ben de langırt oynayacakmışım gibi bir coşku kaplı her bir hücremde, şenliğim sırf seninle ilgili kimse alınmasın ihihi.



.