Şıra gibiyim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şıra gibiyim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29.10.2010

*
nedir canını sıkan?

yaşadığın şeyi anlamlandıramamanın yanında, hep arayacak birilerini buluyor olman, can simitleri etrafa saçılmış, sen ise; en yalnız, mutsuz anında sığınacak birilerini buluyorsun, bu bütün cinsler için geçerli belki de lakin çok sıkıldım bundan, aradığım, istediğim şeyin ne olduğunu bilememek ne ile ilintilidir ki... Pek çok çabayı bir ötekine yüklemek, hep diğerinden bir hareket, tavır, davranış beklemek, ne kadar gerçekçi... 

İnsanın her zaman istediği olmaz da, beklemek istemiyorsa bu savruluşlar bu kadar acıtmalı mı... bu kadar yıpratmalı mı, neden sakince bekleyemiyorum ki, nedir derdim bilemiyorum. Sanırım önce bunu çözmeli.


26.07.2010




*

çok istediğim bir şeyi, başlayamadan bitirebilme özelliğine sahibim, sanırım benim talihsiz olaylar silsilesiyle ilgili tuhaf bir döngüm var, cidden aşk bana yaramıyor bilog, aklım, mantığım, ruhum ne varsa abuklaşıp, saçmalıyor, şimdi neye üzülsem ki ben? hani açıp iki kolumu ,sokak ortasında avazım çıktığınca ağlamak ister gibiyim, hani cidden başlamadan bitti, tadı damağımda, kokusu burnumda kaldı, cidden diyecek bir şeyim yok.... gerizekaaasu


sabah başkandan izin aldım, çok acil kaçasım var, biraz uzaklaşmam lazım, keşke kendimden uzaklaşabilsem...

Ne salağım ya!


.

20.06.2010



*

başka bir şeylerdi sanırım ama bilememişim. 

bazen insan hiçbir şey istemez ya, işte sadece hiçbir şey.... Elimin birinde yıldız, diğerinde yanık izim. Her şeyi özetliyor aslında. 

Olmayacak olana olan tutkumun tek sebebi olmayacak olması, olmamasının rahatlığıysa kendimi savuracak kadar güçlü bir rüzgarı yakaladığımda nereye savrulduğumu bilemeyecek olmam, sanırım buna içilir. Sürüklenişimin, tekliğimin kalabaklığının yüzlerce kanıtı, buna inanıyorum gibi şimdilerde, kendime dair inandığım başka ne var bilemiyorum. Bir diğerinde kendimi temize çekmek değil heralde, insan tuhaftır, cidden tuhaftır ve bu saygınlığını daha da arttırır, bazen kendisi bile bilmez ne istediğini, ne yaptığını, ne beklediğini...
aslolan yalnızlığını kabullenmen, kabullenemdiğinde ki sefilliğinse hayatının tuhaf özeti...


.


10.06.2010

*


üzerime alınmadığım pek çok gün atlamışız bilog. üzerime alınamadığım yegane günlerden birini daha bitiriyoruz. bla bla lalalla...

insana dair tesbitlerinin iyi olması, hava yastığının insana olan faydasının yanında nedir ki? Hiç müzik dinlemediğimi sen de fark ettin biliyorum. Tekrar House izlemeye başlamak ise bahardan bozma yaz günlerine yarışır sağanak gibi... Ona bayıldığıma kainat şahitken, bu konuda kıçımı yırtacak olmamın kime ne faydası dokunur. Belki de dokunur.

Tuhaf şeyler oluyor, kişiler geliyor, kişiler gidiyor, kişilere, kişiler eşlik ediyor, kişi ne istediğini bilemeyen manasız gözleriyle, demek istediklerimi önceden anlıyor gibi yaparak, konuşuyor da konuşuyor. Anlattıkları kimin umurunda ki, kaçıncı inanışı bir diğerine, kaçıncı aldanışı kendine, tebessüm etmek bile çok sefilce, durup bakıyorum. İnatla anlattıklarını, yutturmaktan başka bir şey değil niyeti, kendisi de farkında, farkında da, zavallılığı az önce dışarıda kaldı, yazık.

Sonra bildiğim insanlar hayatımda, değişkenleri zamanın geçmiş olmasıyla sınırlandırılmış pek çok  aksaklık, yine aynılar, yine sıkışan travmalar, sonrası hiç değiştiremeyeceği gerçeklerin içinde boğulması, bir soluk için, evet evet sadece  soluklanmak hayatımdaki asıl yeri. bir nefes daha artık kaç gün tutarsa ciğerleri patlayınca, yanımda...

Yorgunum, bahanelerden, insanlardan, aklanmaya çalışılan yalanlardan...

Buraya kadar olan kısım gece uyumadan önce yazılmış, belli ki publice açılması için onaylanmamış, şimdiyse umursamıyoruz ve yayınlıyoruz. havada 404 yapışkanlığında bir sıcak bedenimize hücum etmekte, çok sıkılıyorum. Haşema ya da dalgıç kıyafeti ile işe gelsem, maruz kaldığım onca şeyin beynimde yaratmış olduğu hasarı anlatmaya yeterli olur mu? Haşema ise yazlık astronot kıyafeti gibi, NASA ile görüşmeler yapılıyormuş zaten, Haşema giyip de şinoyker takmanın ise deniz yaratıklarına hiçbir katkısı yok, neyse karada yaşayanlar için faydalı olabilir kaldı  ki eğleniyoruz. Ah güzel insanlar, canım insanlar....

Sn havadisler Özge nin üreme ihtimalinin olması, Göksu nun gelecek olması, Nazan Karadeniz gezisi için sinirli gibi, Banu dan haber yok, İlknur un lobotomiye ihtiyacı elzem oldu,  Derya ise uçukların ve vajinal akıntıların kişinin hayata karşı agresifleştiği ve mutsuzluk ve suçluluk ile ilişkilendirildiğine dair makale okumuş, kayısıların hiç tadı yok, dün yediğim kiraz mükemmeldi, incir reçeli yaptık, ev badana oldu, odamı havalandırdım, kitap okumuyorum, müzik dinlemiyorum, bok gibi yeniden House izliyorum, Bigadiç li bir diş doktorunun benimle ilgili güzel planları olabilirmiş, benim ise yirmilik dişlerim çıkmadı, otuzlukları bekliyorum, Erol evleniyormuş mutluluklar, elimdeki yanık izi baki kalacak sanırım, günde iki paket sigara içmem ise hiç sorun değilmiş gibi görünüyor bu aralar, o kadar tuhaf bir şekilde nikotine susamışlığım var ki, bu beni bir canavara dönüştürecek, onca yıl aradan sonra böyle bir dönüş kırmızı halılara yaraşır olmalıydı, flickr pro üyeliğim bitmiş, günlerdir bilgi girmeye üşeniyorum, binlerce foto yok olmuş ama neyse ki geliyorlar hemen, tek üşenmediğim şey House u tekrarlamak, bugünlerde bünyeme tek iyi gelen onun küstahlığına bulanmış vanilyalı dondurma...

Şimdilik aklımdakiler bunlar, idare edin canım. Yakında yine başlarım kelime döşemeye.


.

13.04.2010





*


Ühü

Çok erken uyandım, pek neşeliyim esasen, kafam çok değişik çalışıyor, esasen çalışmıyor sanki, sadece olmadık şeyler düşünüp, keyfe dalıyor, dün gece nasıl uyuduğumu hatırlamıyorum, içmeden de olsa, sızmak deyimini burada kullanmamız yerinde olur. Yerli, yerinde işleri seviyorum, ayrıca msn de ki o havayi fişekli halin, neşenden ileri geliyor diye düşünmeye başladım, bir karnaval yahut bir parti havası loy loy lanmalar, pff. Zamanın benden yana çabuk geçmesi için elimden geleni ardıma koymayacağım, zavallı asuacık. tüh yazık bana ihihi.... 

Dün sahi bir nikah kıydık plajda, anam gelin olçak kız dondu, çünkü yarı çıplak evlendi o soğukta, ona baka baka üşüdüm ya, yannız drenalin mütyiş bi his, hiç üşütmüyor sanırım, çok bir güzellerdi, kızceğızz gelin çiçeğini bir fırlattı kafama düştü, hani benim olaylarda ki kısmetsel olayım bu tarz olaylarla sonuçlanıyor, elde tutulan tüm araç gereç kafama düşer benim, top oynayan çocuk varsa bilin ki az sonra o top kafamda, nikah mı var, gelin çiçeği kafamda, kasabın önünden geçerim, kasap kedisi üzerime atlar, olmadı kafama bir kilo kıyma, daha ne biliyim pek çok anım var hahahah, yalan atıyorumm. 


Çok çirkin oje rengim var, ilk başlarda hoşuma gitmeye başlamış gibiydi ne yalan söyleyeyim, sanki parmak uçlarımda pamuk helva şekerleri ne bileyim ekvatoral meyveler varmış gibiydi, şimdi midemi bulandırıyor.... Otelde kalan bir ailenin iki çocuğu var bütün gün çocuklardan biri terörist diğeri de polis oluyor, maskeleri, silahları hatta kelepçeleri var, birden nerede olduğumu unutuyorum ve çocukların böyle tuhaf oyunlar oynamasına üzülüyorum, aileleri içinse onları rahatsız etmedikleri sürece ve denize düşmedikleri sürece hiçbir sorun yok. Anlamak mümkün değil... 

Dün gece kovuğa çok yazı yazasım vardı ama inan kalbim sıkıştı sanki, bzı zaman nefretle doluyorum, sonra kendimi affediyorum, sonra yeniden unutuyorum affetmelerimi yeniden nefretle doluyorum ve üzülüyorum kendime insan bu kadar öfkelenmemeli diyorum. 


Bir kadın var, şarkı söylüyor mırıldanırken çıkıyor o çatallı ses sanki ama inan bana çok seksi mırıldanıyor, çok güzelmiş, 

.

İşe dönmeliyim, dönmeliyim, evet bir işim var dönmem gereken, çalışırken musuki dinleyemeseydik nasıl çalışırdık yerebbi, yerebbi bu durumlarda hiç cevap vermiyor. 


.


*

Ne yorucuydu, Edremit- Altınoluk -  Edremit of, ne uyuz bir durum. Çok yorgunum bugün, hala uyuyamadım, harika musukiler dinliyorum, saçma sapan şeyler yaşıyorum, sonrasında ne kendime ne de bir başkasına kızıyorum, vaz geçiyorum her şeyden, önce benden vaz geçenlerden başlıyorum, sonra  sırasını unutuyorum, aklıma gelen her şeyden vaz geçiyorum... 

Nisan ın başınan beri Heroes izliyorum, bitiyor sezonlar gene izliyorum, pek çok kahramana yalvarırcasına bakar hallerdeyim,  ne acıklıyım, üğ. bühü... Sacidom a dedim ki bilinkurgudan dem vursun, gizemle mistizimden çarptırsın, azcık entrika ve aşk da serpsek, yemesek de yanında salınsak, olmadı uzansak.... ha Sacidom? O da  asuamm dedi, ki kendisi böyle seslenmez bana tamamen uyduruyorum buraları lakin sana dedi bir doz battlestar galactica gerek,sonra capricayla sonlandırırız dozajımızı dedi, ah dedim ihtiyacım olan doz işte burada, yaşasın... 


İlknurrrr geldi ki, evet evet geldi sonunda, yanmış azcık suratı, böyle çifte kavrulmuş lokum gibi, mini sakinleşmiş, Tom, Steve,ben İlknur bişiler yedik, sonra onlar Suşi partisine gittiler ben de otelde kaldım, canım zaten sebzeli suşi yemek istemiyordu... Geç çıktım, aklımda on binlerce terane sonrasında saçma salak film izledim ve saat bu saat oldu, msn de bir Özgün kaldı, herkes yattı ben ayaktayım, yarın sabah kim kalkıp da işe gidecek, bu konu hakkında hiçbir bilgim yok.... Yeterli bir veri de yok... 


Yine güzel akşamüzerleri başladı, Güven film çekmek istiyor, bugün onu ne kadar özlediğimi düşündüm, yazıları hoşuma gitti, Özgün le yazıştık saatlerce, iki sene öncesinden foto yolladı, o kadar sarhoşum ki, hahah çok feci komik bir foto, ertesi gün zaten çok hastalanmıştım. 


Yalçın a,Banum a, Nazan ıma, Özgem e, Göksum a, kavuşmaya az kaldı, pek çok planlarım var, çok da mütyiş şeyler olmuyor değil onca aksak ve saçmalığın yanında, içim çimleniyor gibi, şu Nisan geçsin, Mayıs ta bu yorgunluklar kalmaz, şimdilerde hava beni zorluyor sanırım, yorgunum, ciğerlerim acıyor, yüreğim kanıyor gibi, bazı zaman geceye ulaşıyorum ya, sabah olmasın istiyorum yeniden günü bitirebilecek gücüm kalmıyor, katlanamıyorum, sonrasındaysa geçiyor, geçebiliyor yani herşeyler gibi, diğer geçebilen pek çok şeyler gibi... 
geçip, gidiyor işte... 

.


.

8.04.2010



*


Kişilerin hayatlarına dair söyleyebileceğim o kadar çok şey olmasına şaşkınlığımın yanında, kendi hayatıma dair sırtımı dönüp de gidemeyişlerime hayıflanıyor olmam, bununla hayıflanırken; "ulan, yalnız kalmamak adına, bilincimin hayat labirentinde sıkışıp kalmak böyle bir şey olsa gerek mi diyorum" ay bilemiyorum. 

Bilemediğim onca şeyi çok seviyorum. Bilebildiklerim de hiç ilginç gelmiyor zaten... bildiğimiz pek çok şeyle ilgilenmeyip hatta bilmiyormuş gibi yapıp yeniden tecrübeliyoruz ki, hayatı ne kadar kanıtırsan etinde o kadar tecrübe sahibi ve güçlü olacağın zırvalarına yeni kategoriler, hanene yeni çizikler ekliyorsun... Sonra da ben bu hayatın taaa teomanına koyarım diyerek külhaniyelik tabirlerinden vecizeler seçiyorsun. 


Gereksiz olaylar silsilesi, 


Bugün yine her zamanki yoğunluk vardı, kendime ve bir diğerine kızmamayı daha iyi becerebiliyorum sanırım, eskisinden de daha iyi olacak bir hayatım var önümde, en güzeli de bu olsa gerek. 

Az sonra çıkacağım, Deryacım ile buluşacağız, kafaları çekip, yerinden sökmeyi planlıyoruz, ojemin rengini görmelisin şa'ane bir renk... Animelerden 9 u ne zamandır izleyeceğim, izleyeceğim; derken yenilenen kelimelerin arasına sıkıştırıp izlemeye koyulmuştum ki yine uyumuşum.... Gece Lostu izledim, Des in buğulu sesini özlemişim, ne kadar iyi geldi, hayatı dizilerde ki insanların varlığına ya da olayların gerçekliğine inanarak yaşayanlar var, misal how i meet your mother da ki Ted ne kusursuz bir bünye gibi görünüyor lakin gerçekliği su götürmez bir felakettir, diğer cinsleri gibi, zavallı şeyler, erkek cinsinin dizi ve filmlerde kalması gerekli, yer yüzünde çok da gerekleri yok gibi duruyor şimdilerde, heheh.  

Sahi Lost da en sevdiğim şey, yine birilerinin çıkıp, kendinden emin bir şeyler söylemesi, Eloise de nasıl bir farkındalık vardı kardeşim, yine aynı surat ifadesiyle kalıyoruz ya hem Desmond hem de ben, ay bayılıyorum, zira çok sıkılmıştım, iyi ve kötü arasında ki saçma ada tıpasından.... böyle iyi işte...


Neyse şeker, bu ayın sonuna doğru özlediğim onca insana kavuşup, sarıp sarmalayacak olmamla yetiniyoruz şimdilerde, yetinebildiğimiz başka şeyler bulduğumuzda haber edeceğiz, sevgiler.

Sincerly  A.Ünsal beybiğ.



.