"düşünürken düştüm" etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
"düşünürken düştüm" etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9.07.2010

asu update olunca

*


Sabah uyandığımda bu planette ait olmadığım hissiyle update olmuştum sanki, nasıl yabancılaşma yaşıyorum anlatamam... Nasıl cümle kuramıyorum sen de fark ettin mi? Kara Şimşek in müziğiyle hareket ediyorum sanki, araba kullanırken aklım dııdıdıddıttt diye bir şeyler mrıldanıyordum lakin çok  ciddiye alınacak durumlar değil de, of ne bu salaklık bende ya?

Her şeyden kopuk lakin her şeyin içinde vıcık bir hayatım var sanki, nasıl hevesliyim sana, bu heves çok bana gibi, tatsızlığım neden peki, Bu kadar hevesle, bu kadar tatsızlık örtüşmemeli, nerelerdesin sahi? Uyuz.

Göksu ile akşam maske yaptık yüzümüze hahaha çok komikti, sanırım mineraller ruhuma iyi gelmedi... Nasıl zıplamak istiyorum, nasıl nasıl, inanmak istiyorum, kimi zamansa ne gerek var bu kadar inanmaya diyorum, inanmak kendine aldanışın güvenli sularında yüzmek gibi, insana güvenmek ise tamamiyle bolşit, kendimi senin yerine koyuyorum, emin olduğum onca şeyin yanında ki bu vakur duruşum nasıl aidiyetsiz bir yapılanmaya maruz. Gece, gündüz koşsam belki iyi gelecek, yıldızları yakalayabilseydik böyle sorunlarımız olmayacaktı, hepimiz bir tanrı olsak, kendimize bunu kanıtlayacak somut verilere olan ihtiyacımızdan sanırım hayat pırıltılarımız sönüyor, ay çok fenayım ben bugün, bugün hayattan muaf tutulabilsem ha olmaz mı?

Sanki omzunda saatlerce yatmak istiyorum, bu dinginliğe hazır mıyız ki? Eskisi gibi olmak istediğim şeyler var, eskisi gibi olmak istediğim yeni kişiler var, sadece geyik yapmak istiyorum, bu dünyanın kötülüğü, insanların gereksizliği bütün bu şeyler vesaireler illa ki yılgınlık yapıyor, o kadar saçmalaşıyor ki, dünyanın bir yerlerinde birilerinin açlıktan, susuzluktan, salak savaşlardan, kötü şartlardan yaşadığını bilerek umarsız gibi böyle kasvetlenmek çok hıyarca gibi geliyor, insan bu kadar aciz olmamalı değil mi? Bu kadar bencil, bu kadar kötü olmamalı, ben bile bu kadar umarsızmış gibi taksitler peşinden koşarken, işin anlamsızlığından yakınıp, dururken, kolay olanı seçmişken, bir başkasına diyecek neyim var ki?

Ama canım sıkılıyor işte....

Sen de gel artık ya, ne olacaksa olsun, sabırsızımdır, söylemiş miydim?


nokta, 

sahi şu ıtırlı çaylar ya da tomurcuklu çayla mucize gibi.... çok  hoşlanıyorum sizden, içmek istiyorum sizi.


.

2.02.2010




*

senin de zamanı kaybettiğin oluyor mu bilog? Sabah tüm zamanlara ait yaşanmışlıkları yitirdiğimi gördüm, hayat insanı yanlış anlamaktan daha sonrasında da dikkatini verdiğinde daha da yanlış anlamandan ya da anlaşılmandan  
geçer, gider. Esasında hayat tüm yanlış anlamalarımızın tuhaf bir harmonisidir. Bunların hepsinin şıpsevdi sakızlarından çıkmadığını bilmek ise en rahatlatıcı tarafına bürünüveriyor. 

Beni anlayamadığın tek taraf sen diye inleyen hücre yapımın sensiz kalması, seni anlayamadığım taraf ise bunu böyle ne kadar sürdürebileceğine ait olduğunu düşündüğüm, tuhaf ve salapntılı ruh halime karşı olan tahammülsüzlüğün... Bu anlaşılır olmuş mudur sence bilog? Sanmıyoruz lakin ümitlerimizi suya bırakmadığımızdan da emin olmak istiyoruz. 

Gerçeğin olmadığı bir hayatta, korkularımdan arınmış film seti tadında bir hayat sürmek istiyorum, insan canı ne isterse yapsın ve kimse kimseye şunu şundan dolayı yaptım diye saçma bir açıklama da bulunmasın ya da yapılanlara anlamlar yüklemesin, bu anlam yükleme çabası tüm insanlığın sorunu canım. Tüm insanlık, kendisi de dahil yapılanlara bir anlam bulmaya çalışıyor,e böyle de olunca hayat dediğimiz saçmalık, daha da saçmalaşıyor. 

Kısaca nerede ve kiminle olduğunu umursamıyorum esasında tek umursadığım bana kalan yanın, sen de benim neler yaptığımı umursama sana kalan yanımla ilgilen, önemli olanı zaten bir birimize kalan yanımızın niteliği, gerisi saçmalık hahaha, bir süre sonra yaşadığın her şeyin kocaman bir saçmalıktan ibaret olduğunu, o çok önemsediğin insanların ne kadar paçavradan bozma -kıçımı dahi silemeyeceği m- bir beze dönüştükleri bariz önünde dururken, insan kendini bu kadar neden yıpratır ki, ah bu duygularımız, saçma ön yargılarımız, toplumun acayip normları ve yetiştirilme bütünümüz, ulan bi siktirin gidin be, bi siktirin gidin.... 

Hayat, inan bana umurumda değilsin bebeğim, ne bok halin varsa gör....

nokta