31.10.2009

neyse ki geçiyor
hep diğerleri gibi,
teşekkür ederim geldiğin için... varlığın çok anlamlı

Public Enemies; i izleyeceğim sonunda, günlerdir indirmek için uğraşıyordum, nihayet bugün izleyebileceğim. Akşam Serenity i izledim tekrar, bilim kurgu filmlerinin en sevdiğim yanı, giriş bölümünde ki hikayenin akışı ve küçük bir geminin illa ki ittifakı her seferinde yenmeleri, bilim kurguların en şahane tarafı iyiler gelecekte hep kazanıyor. Future herkes için böyle bir kavram oluşturuyor belkide, bütün iyi şeyleri geleceğe yüklediğimizden, kötülere orada hiç yer yok... Ne zevkli diy mi.






 kendimi daha büyük hissedebileceğim
bir şeyler yaşamalıyım.
kendimi bir şeymişim gibi
hissedebileceğim bir şeyler de olabilir
belki
ya da
adam gibi bir şey olsa zaten
adam gibi hissedebileceğin de
bir şeyler olur
ne komik
di mi
şimdi güzel olanıysa
benim konuşamayıp,
onun bu konuda söyleyebileceği çok şeyinin olması
bazen insan kendisini yenilenmesi gereken bir araba modeli gibi
hissediyorsa bunun ötesinde denecek başka ne olabilir ki
hiçbir şey istediğin gibi gitmiyorsa
çocuk
olmak belki de en güzeli


konuşmak için
yorgun hissediyorum kendimi



*

Yataktan çıkmak istemiyorum. Sabahın kör karanlığından beri gözüm tavanda, ne düşündüğümden bile habersiz, saçmalıyorum. Telefon çalıyor, heyecanla alıyorum, beklediğim numara değil, çalıyor, çalıyor, susuyor. Çok üşüyorum, yorganın içi sıcak, kaç sayfa okuyorum bilmiyorum, aklımda kitaptan hiçbir şey yok, akşam izlediğim filmden de, alt yazısını beklediğim diziden de, en son kelimelerimi yuttuğum senden de, bir de gitmek istiyorum, aynı eski günlerde ki gibi, çok gitmek.


*

30.10.2009




suyu değiştirilmemiş, akvaryum canlısı olmanın yanında, topukları, kıçına pıt pıt vuran, yönetici olduğumu da unutmamam lazım, salak bir resepsiyonun organizasyonunda oradan, oraya savruldum, çok yoruldum lakin bugün, perişan.

Flash Forward ın alt yazısını bekliyorum arkadaşlar, bir an önce olgunlaşsa da bu plan ben de eyleme geçsem, sana diyorum uçurtma bayramları an itibariyle işin %40 ını tamamlamış olman, benim için bir hiç. Hıh.

Mutsuzum, mutsuzlanmak için mi çaba sarf ediyorum, sanmıyorum. Simple işte, mutsuzum. Mutsuz. Pek çok sebebi olabilir, önemli olna sebeplerden neyi tercih ettiğin, mutlu olabilmenin pek çok zırvası beni ilgilendirmiyor. İnsan nasıl mutlu olur Bienal, söyler misin cicim. Şu banka camı kıran arkadaşlar citi nin de camlarını indirdiler mi acaba, daha bugün kahpe kapitalist sisteme kredi borcumu ödedim.

Bu bilog aşırı şiddet içerebilir. Sakınınız. Anarşi güzel bir şeydir, tabi anarşi dendiğinde ilk akla gelenin ne olduğuıyla ilintili olmayanı, biraz farklılaşmalı insan, sistemler tehlikelidir, insan neden yönetilmeye ihtiyaç duyar, bunu hiç sorgular mı, neden ben bu kadar sorguluyorum, çünkü yanlış giden pek çok şey var ve bütün ideolojiler bir birinin içinde, termonolojiler karman çorman, sistem o kadar iyi işlemiş ki, kendi içinde bütün marjinallerini de kontrollü muhalif yapmış, sadece gazları çıksın demiş.  anarşiyi dışında tutuyorum, size diyorum, Pyotr Kropotkin okuyun, okutun; çocuklarınıza da okutun...

Havalar buz gibi oldu, bölük pörçük The Prestige izlemeye çalıştım. Tesla yı bir yaşıma kadar neden hiç öğrenemediğimi tekrar sorguladım, bazı zaman kendin aydınlanmalısın der bir çinli ata, cidden diyorum, Çin den ata ithal edilip, söz söyletmek gerekirse kendim çalıp, kendim söylemek istiyorum.

Murat Menteş in kitabı çıkacakmış, misal bu adamdan hiç hazzetmem, sadece Dublör ün Dilemması nı okuyunca, ne kadar çok kendini zorladığını hissetmiştim, başka yazamamasının nedeni de bu sanırım demiştim. Araya serpiştirilen ince göndermeler o kadar ucuzdu ki, yine de kurgusu için tebrik etmeliydim diye de gereksizce düşünmüştüm. 5 Kasımda yayınevlerini boylayacak kitabını merak etmemin tek nedeni de bu, nasıl yazmış, cidden merak ediyorum. Bu bilgi için de Aydın cığımıza çok teşekkür ediyoruz.

Şu muhteşem satırlarla günceme burada son verirken; sadece özledim demeyi o kadar çok isterdim ki, artık istemiyorum sanırım.

bazen keserdim, biçerdim
yakardım giderdim belli ki sorun bu!
hem de yanardım, dönerdim
gün olurdu sönerdim
sabit kalsam olur mu?

zaten yıprandım, yırtardım
gerekirse bağlardım ama hep geç olurdu!
şimdi duruldum
sana inanır dururdum
bir de seni başıma taç yapardım!

ben seni dinlemedim
sen beni anlamadın
cevapsız soruların
boynumda kolların, al senin olsun!
sen beni yenemedin
çünkü ben senle oynamadım!
kurnaz oyunların, çıkmaz bu yolların
al senin olsun!

çünkü güzeldin üzerdin
etrafta dönerdin, ama gitmen kolaydı
düşününce geçerdim, bir oh çekerdim
nasılsa tek kişilik bir oyun bu
zaten yıprandım, yırtardım
gerekirse bağlardım ama hep geç olurdu
sonra yorardım, sorardım ;
sorun ne?

benimde aklım var dolanan peşinde !
sen beni dinlemedin
ben seni anlamadım
cevapsız soruların
boynumda kolların, al senin olsun!
sen beni yenemedin
çünkü ben senle oynamadım!
kurnaz oyunların, çıkmaz bu yolların
al senin olsun!
dersin " bugün "
hergün aynı
dersin "bugün"
her gün aynı...


Yasemin aplamızı da ısırıyorum.

28.10.2009



üşüyorum.
bırrr
soğuklar geldi, dedem ameliyattan çıktı, sultan  9 Aralık ta ameliyat olacakmış, şimdilerde sağlıklı günler, bol güneşler geçiyor gözlerimizin önünden, biraz sıkıntılı geçiyordu, onun işleri çok yoğun, değişimin orta yerinde kalmış gibi, ben öyle her zaman ki gibiler deyim, hep Pazartesi gibi yaşamak zor gerçekten, hep Cumaymış gibi yaşamak için hazırlıklara başladım, kışlıkları çıkardım, yazlıkları kaldırdım, yine de giyecek bir şey bulamamış olmam, geçen sene çıplak gezdiğimi göstermiyor, elbet onların içinden bir şeyler uydurup, çıkıyormuşum dur dışarı, yoksa dışarıya çıkmadan nasıl, nasıl? ihihihi

Özlediğim bir kaç kişiye buradan el sallıyorum, Gülşah ın yakında albümü çıkacakmış, heyecanlandım, klipsel fotoları çok güzel olmuş, ama daha sonra yayınlanacak, şimdilerde bişi yok. Şimdilerde demişken Karanlıktakiler i izledim sahi, daha içe dönük olmuş, Çağan Irmak tan pek haz etmiyorum lakin bunu sevdim, sevmemin en büyük nedeni Meral Çetinkaya nın performansıyla ilgili, diğer ağlaksal filmlerinden olmamış, hatta Meral Çetinkaya da oynamasa hiç olmayacakmış, tamamen oyucu performansıyla ilintili bir film, yine de değişik bir şeyler çalışmaya başlamış gibi, Mustafa dan sonra, Meral Çetinkaya yı buradan tebrik eder, yanaklarından ısırırız. Demirkubuz un dönemsel filmini bekliyoruz, bakalım.

Sacid ile konuştuktan sonra Flash Forward ı izlemeye karar vermiştim. 5 bölümünü de bitirdim. Hani Lost tan sonra pek fazla bir şeyin keyif verdiği söylenemez, bu biraz oyalayıcı olabilir diyorum, hani bilim kurgu değil de, daha gizemli bir şeyler olsa misal tadından yenmez de, ama terörist faaliyetler bütününe alınırsa ı ıh, beni hiç sarmayabilir. Yine kış, yine kitap, film, musuki,dvd yoğunlaşmaları..


20.10.2009




*

Çok mu olmuş ne, bu arada hiçbir şey yapmamış gibiyim; iş tuhaf bir yoğunlukta, o kadar tuhaf ki yokluğun içinde oluşabilecek ne kadar saçmalık varsa, hepsi o boşlukta...

Sinirlerim, sinirli gibi; sakinliğim huzursuz, tek saldırganlığım sana sanki, kişi anlatmak isteyip de anlatamadıklarını, tuhaf yollarla gösterebilir, bu ilkelce de gelebilir, kabul ediyorum ki ilkelce; ilkelce bir aşk olabilir benimkisi, içimden gelen tüm ilkelliğimle seviyorum seni ya da sevmeye çalışıyorum, bunun için mücadele veriyor gibi de görünebilirim kendime ama sadece kendime...

İçim sıkılıyor. Misal Chuck ın kitabını bitiremedim, günlük yazmayı bıraktım, serçe parmağım acıyor, çok üşüdüm, tırnaklarım uzadı, yürüyüş yapamadım, oraya hiç gitmemeliydim, bazı insan hislerine göre davranmamalı, çok görmek istese de bunu her zaman yapmamalı, çok sevgiden olsa gerek diyorum, çok sevginin götürüsü belki de; sadece tek bilemediğim şey hiçbir şey bilmediğimle eş değer...

g talk um soylular kamarasıymış gibi hissettiriyor, bundan kendimi alamıyorum. Ne komik değil mi bilog? Ayrıca hırkanı bir daha alamayacaksın bunu bil, etrafta çok tuhaf insanlar var, o kadar komik halleri var ki, izlemek çok yorucu, esasen için de olmak ise tüketiyor.

İnsan denen kişi karar vermeyi de, düşünmeyi de hep bir diğerine bırakmayı seçiyor. Sorumluluktan kaçmak gibi görünse de, böyle olmadığını düşünüyorum. Kişi yönetilmek istiyor. Hep yönetilmeye ihtiyaç duyuyor, tek başıma nasıl yetebilirim, hayatta kalırım fikri hiç oluşmamış beyninde...
Sistemler karmaşasının, kişinin üzerinde yarattığı etki, günümüzde iç içe girmiş onca şeyin içerisinde geçmişe yönelik pek çok şey düşüyor da hafızama, solcu geçinen insanlar, ne kadar sabit fikirlilermiş, solcuyum diyen insandan fersah, fersah kaçmak istiyorum. Sistem kendi gazını atmak için, solcu geçinenleri iyi kullanmış. Bütün düşünceler, bütün fikirler, ideolojiler hepsi karman, çorman olmuş.

Pyotr Kropotkin iyidir, sabah, öğle, akşam tok karına bir doz alınız, aldırınız.
Israr edininiz.

Çok sıkılıyorum.

.