16.12.2008

141










Bildiğin gibi; hep iş, hep iş; yinelenen kelimelerin, altı kırmızı çizgisi gibi; hep iş… Gerçi bugünlerde, bazı şeyleri nasıl abartabildiğimi, esasen üzerinde düşünülünce, gereksiz bile olduğunu, en güzelinin bu olduğunu, arınabildiğimi, istediğimde her şeyin geçebileceğini lakin istememe bağlı olduğunu, gerçekten istediğimi, bu şekilde öneminin değil de, gerçekten olması gerekenin bedenime tam oturduğunu, düşlemeyi bırakabildiğimi, okumaya, kitaplara, satırlara kapılarımı, pencerelerimi hatta kollarımı bile açabileceğimi, kendimi her geçen gün daha da sevdiğimi, artık buradan gitme fikrimin iyice pratik hayatıma döküldüğünü, kaçma hissinin bana ne kadar iyi geldiğini, daha bir sürü bir sürü …



Ohh. Hafifim. Birinci tekilim ve okuyabileceğim daha binlerce kitap var. Çok şanslı bir yüz yıldayız, bilog. Hangi yüz yıl olursa olsun, benim içinde olduğum tüm yüz yıllar kendilerini çoktan şanslı ilan etmişlerdir. Şimdiyse kaç yüz yıl yaşadığımı, hatırlayamayacak kadar yorgunum. Şaka.



Bilogum bak bu mühim; bunu bugün haykırmak istedim. Salak ve yetersiz insanların, kendi hayatlarını kurtarmak adına, başka hayatlara gebe kalmak için fırsat kollamalarına ve bunu marifetmiş gibi anlatmalarına, uyuz oluyorum. Bana anlatma işte sefil hayatını, hiçbir bok olamamışsın işte, neden bunu kabul edip, oturmuyorsun, o bahsettiklerin seni ne yapsın? A salak! İnsanların birikimlerine tutunup, sen ne katabileceksin; ne verdin ki, o insandan ne bekliyorsun? Seni çekip, o hiç içinde olmak istemediğin durumdan kurtarıp, yedi kat yukarı mı çıkaracak?



Yine sinirlenmişim, neyse.



Hep birileri var, hep birileri, birilerinin istediği gibi olmak zorunda, eğilmek zorunda, bükülmek zorunda, çalışmak zorunda, köleleşmek zorunda, hep birileri doğar, büyür, eğilir, ezilir, yutulur ve un ufak olur. Hep birileri hayata bunun için gelir, küçük, küçük adamlar, bir araya gelip, diğer küçük adamları yakalar ve sistemlerine dahil eder. Küçük adam avcılığı böyle başlar. Obama amcamızın da, babasının kabilesi, kendi halkından insanları yakalayıp, yakalayıp beyaz adama teslim etmiş, her gördüğün zenciyi Kunta Kinte sanmamak gerek; zira bir köşede; Muntadar al-Zeidi bir insanın verebileceği en güzel tepkiyi vermiş ve itin kafasına ayakkabısını fırlatmıştır. İşte yüzyılın olayı asıl budur.







1 yorum:

adsoy dedi ki...

sen yakınsın haberin vardır bir de yunanistan'da ki olayları yazıver.