25.12.2008

145


İçim, dışım, usum, ruhum Jeff Buckley oldu. Şimdi de sırasını Rachael Yamagata ablamıza bıraktı ve dinlenmeye geçti.



Boğulurken neler hissetti acaba, ne tuhaf, bazen hiç öyle güzel insanların öleceğini düşünemiyorum. Hepsi erkenden ölüyor, benim kardeşim de çok güzeldi ve erkenden öldü. Belki de en güzeli onun yaptığıydı, saçma sapan şeylerle uğraşmadan, çekip gittiler işte. Bazen ölmeyi çok istiyorum, ailemden bir başkasının daha ölmesini görmeden, çekip, gitmek istiyorum.



Oysa ben Yenal hep varmış ama okulundaymış gibi de davranabiliyorum. Oysa bazen bunu yapamıyorum, bazen onun yokluğu kafama balyoz gibi iniyor. Nereye saldıracağımı bilemiyorum. Bencil isteklerime, onu bir daha göremeyecek olmama, sarılamayacağıma, kavga edemeyeceğime ağlıyorum. Ben, o yokken, hep kendime ağlıyorum. Onunla yapamayacaklarıma ağlıyorum.



Sesi yahut kokusu geliyor burnuma, dayanılmaz oluyor, içimdeki özlemi, koyacak yerler bulamıyorum. Çoğaldıkça, çoğalıyor. Arttıkça, artıyor. Ve her seferinde parlayan gözlerinde takılı kalıyorum. Her yerden bana bakıyor gibi geliyor, kefene sarılı hali gözüme geliyor, o kadar yakışıklıydı ki, bu kadar güzel bir insan neden ölür ki demiştim. Bu kadar çok kötü olması bu yüzden, iyiler hep bir şekilde gidiyor.

1 yorum:

adsoy dedi ki...

iyiler iyi yerdeler sen de göreceksin.