9.10.2008

47


Hayatımın belli zamanları, anlatabildiğimce; belli insanlar, anlayabiliyorlar.Anlatmamayı yeğlemek, Asu nun tercihi, nasıl sırtım ağrıdı gece. Pencereaçık uyumuşum. Belli dönemleri, belli kişilerce, kavrayıp; anlatamadığımzamanlarımda yanımda olan insanlarıma bu şükran hindileri, anlatmadığımda anlayankişilerime seslenmek istiyorum, siz biraz okumayın; yine bir halt anlatamadım!Yine bir halt anlamadım! Sadece sıkıldım, evet bunun içinde neyi barındırabilirsek, sıkıldım işte.


“Pedro, oysa ben seni, o sanmıştım.” Bu Meksikan arkadaşın suçu ne ki, bir kere daha öpmek için

geri döner gibi yalpaladı, neyse öpmeden gidiverdi. Bana hiçbir şey sormadan bir şeyler anlatmanı bekledim oysa diyemedim, kahretsin diyemedim. Ne anlattığının dahi önemi yoktu, sadece dinliyor gibi yapıp, başımı dizine koymaktı istediğim, onu da beceremedik zaten.


Günlerden mastar eklerini ayıklayıp lavaboya atıyorum, önce içindeki küçük damarları takip ediyoruz, sonrası kalbe giden yolun di li geçmişine bürünüveren dolunay yastığı. Usulca koyuyorum başımı, dizlerinde olmam gerekmediğini ve daha pek çok şeyi o an alıyorum, tamam diyorum usulca, vazgeçtim, bak diyorum geceye; vazgeçtim; geçti, gitti. Uzanıyor gece, aklına gelebilecek tüm arabesk aynı cümle içinde, olup olmadık sabahçı kahvelerinin son demi gibi şimdi hayat, beklemek için bir kuytu sadece, zaman geçmesi için oturulan, buğulu cam ardı, çok da düşünmemek gerekiyor, geçip, gidebileceğini biliyorsun ya! Gerisi koymuyor zaten.


İçindekiler susmadığında; daha yüksek sesle müzik dinleyip, olmadı kristallerle beyin hücrelerini felce uğratabilirsin, sanrılardan sanrıların, hallerden hallerin olur. Bütün güzellikler de senin. Ben gecenin dizlerindeyim, sen kendi halinde; bir şeylerin ötesine geçtiğinde; gelen geliyor; çağırıyorsun kim varsa, ama gerisi


hep sükut u hayal.


Şimdi bütün kelimeleri verdim, siz bulun. Ne hissetmiş de anlatamamış Asu, bakıldığı ve okunduğu gibi işte, tam manasıyla bu; şimdi dağılın.


Sen kal!


Senin için söyleyeceklerim var.


Zira bugünlerde bomboş, dolsan dolmam, boşaltsan... hayata rağmen kendisine bu fedakarlığı kim yapabilmiş ki, ben bulayım. Ha! Moncher, yalansa yalan de bana.


Şimdi gidebilirsin canım. Gülme bana öyle, yakarım bu bilogu.






Hiç yorum yok: